BORÇLAR HUKUKU - SÖZLEŞMELER

AYDIN-ELDEN HUKUK BÜROSU > Borçlar Hukuku > BORÇLAR HUKUKU – SÖZLEŞMELER

BORÇLAR HUKUKU – SÖZLEŞMELER

Borçlar Hukukunda sözleşme serbestisi esastır. Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içerisinde özgürce belirleyebilirler. Şu kadar ki, Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.

Kişiler sözleşmenin içeriğini özgürce belirleyebilirler. Ancak öyle borç ilişkileri vardır ki, bunlar çok uzun bir tarihi gelişmenin ürünüdür ve kalıplaşmışlardır. Kendilerine özgü biçimleri, adları vardır. Bu nedenle onlara özgü ayrıntılı ve somut hükümlere ihtiyaç vardır.

İşte Borçlar Kanunumuzun Özel Borç İlişkileri başlıklı İkinci Kısmı, günlük hayatımızda en fazla yüz yüze geldiğimiz ve tarihsel süreç içerisinde belli bir kalıba bürünmüş satış, kira, ödünç, trampa, eser, hizmet gibi bu özel borç ilişkilerini/sözleşmeleri düzenler.

Borçlar Kanununda düzenlenen özel sözleşmelerden çok sık rastlanan bazıları:

SATIM SÖZLEŞMESİ

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde düzenlenen satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.

MAL DEĞİŞİM SÖZLEŞMESİ

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde düzenlenen mal değişim sözleşmesi, taraflardan birinin diğer tarafa bir veya birden çok şeyin zilyetlik ve mülkiyetini, diğer tarafın da karşı edim olarak başka bir veya birden çok şeyin zilyetlik ve mülkiyetini devretmeyi üstlendiği sözleşmedir.

BAĞIŞLAMA SÖZLEŞMESİ

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 285. maddesinde düzenlenen bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Henüz edinilmemiş olan bir haktan feragat etmek veya bir mirası reddetmek, bağışlama değildir. Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz.

KİRA SÖZLEŞMESİ

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 299.maddesinde düzenlenen kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

ÖDÜNÇ SÖZLEŞMELERİ

Kullanım Ödüncü

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 379.maddesinde düzenlenen kullanım ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir şeyin karşılıksız olarak kullanılmasını ödünç alana bırakmayı ve ödünç alanın da o şeyi kullandıktan sonra geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir.

Tüketim Ödüncü

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 386.maddesinde düzenlenen tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir.

HİZMET SÖZLEŞMELERİ

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 394..maddesinde düzenlenen hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

İşçinin işverene bir hizmeti kısmi süreli olarak düzenli biçimde yerine getirmeyi üstlendiği sözleşmeler de hizmet sözleşmesidir.

Genel hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler, kıyas yoluyla çıraklık sözleşmesine de uygulanır; özel kanun hükümleri saklıdır.

ESER (İSTİSNA) SÖZLEŞMELERİ

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470.maddesinde düzenlenen eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

Eser sözleşmesinde temel edim, bir eser meydana getirme edimidir. Eser, yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren emek sarfı ile gerçekleştirdiği bir sonuçtur. Böylelikle yüklenici yepyeni bir şey imal etmekte veya daha önce imal edilmiş bir şeyi değiştirmektedir. Eser sözleşmelerinde ikinci temel edim yükleniciye, meydana getirdiği eser karşılığında bir bedel/ücret ödeme edimidir. Eser sözleşmesinde iş sahibinin başlıca borcu imal edilen eser karşılığında bir bedel ödemektir.  Kaideten, eser sözleşmelerinde ‘bedel’ bir miktar paradır.

Eser sözleşmesi bir iş görme sözleşmesi olmakla birlikte, bu sözleşmede önemli olan çalışmanın kendisinden çok, bu çalışmadan ortaya çıkan ve objektif olarak gözlenmesi kabul olan sonuçtur. Bugün için artık söz konusu sonucun mutlaka maddi bir şeyde kendisini göstermesi gerekmediği görüşü gerek öğretide ve gerekse uygulamada baskın bulunmaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin T. 16.1.2015 ve E. 2014/3459 – K. 2015/241 içtihadındaki ifadelerle : “…insan emeği ürünü olup bir bütün görünüşünü arz eden ve iktisadi değeri bulunan her hukuki varlık, maddi nitelikte olsun veya olmasın, bir eser sayılmaktadır.”

KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİ

Eser (istisna) sözleşmesinin uygulamada en fazla ihtilaf yaratan türü Arsa Payı/Kat Karşılığı İnşaat sözleşmeleridir. Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi iş sahibinin bir arsanın muayyen bir payının bedel olarak devri veya devri taahhüdü karşılığında, yüklenicinin bir inşa ( yapı ) eseri meydana getirmeyi taahhüt ettiği, tam olarak iki tarafa borç yükleyen, ivazlı, çift tipli bir karma sözleşmedir.

Bu sözleşmelerde yüklenici bir inşaatı sıfırdan imal etmeyi veya daha önce yapılmış bir inşaatı kısmen ya da tamamen yenilemeyi, tadil etmeyi, ilave ve değişiklik yapmayı, onarma ya da güçlendirme yapmayı borçlanırken, iş sahibi de bunun karşılığında bedel olarak “arsa payı devrini” borçlanmaktadır.

Çift taraflı karma bir sözleşme olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, inşaat sözleşmesini konusu olan inşaat yapma ile taşınmaz satım sözleşmesindeki mülkiyet nakli edimi bir aradadır. Bu nedenle, inşaat yapma/eser sözleşmesi bir şekle tabi olmasa da, iş sahibinin üzerinde inşaat yapılacak (veya başka bir) taşınmazdan pay devri/mülkiyet geçirme borcu, sözleşmenin Tapu Sicil Müdürlüğünde veya Noterde düzenleme şeklinde yapılmasını zorunlu kılar.

VEKÂLET SÖZLEŞMESİ

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 502.maddesinde düzenlenen vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan işgörme sözleşmelerine de uygulanır. Sözleşme veya teamül varsa vekil, ücrete hak kazanır.

KEFALET SÖZLEŞMESİ

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 581.maddesinde düzenlenen kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.